Kaç Çeşit Denetim Vardır?
Bir Sabah, Bir Sorunun Yüzleşmesi
Bazen sabahları, uyanır uyanmaz yüzleşmek zorunda olduğun bir şey vardır. O kadar yakındır ki, gözlerini açar açmaz hissetmeye başlarsın. Bugün, Kayseri’de bir kış sabahıydı. Yolda yürürken soğuk rüzgar yüzümü okşuyor, gözlerim buğulanan camlardan dışarıya bakıyordu. Bir gün önce yaşadığım tüm o düşünceler, tam da aklımda beliren sorunun etrafında dönüp duruyordu: Kaç çeşit denetim vardır?
Hepimiz denetim altındayız, farkında olmasak da. Bazen kendimize bile hükmedemediğimiz, düşüncelerimizin içinde kaybolduğumuz anlar olur. Ben de o anlardan birini yaşıyordum işte. Ama o sabah, biraz daha derinden düşündüm. O zaman fark ettim ki denetim sadece dışarıdan gelen baskılarla ilgili değil. Aynı zamanda içsel bir kavga da var, bir tür denetim duygusu.
Bir İçsel Çatışma: Kendi Denetimim
Kayseri’de yaşarken, şehrin soğuk havası bile beni durup düşünmeye sevk edebiliyordu. O gün de böyle oldu. Yolda yürürken, birden aklımda beliriveren soru yüzünden irkildim: Bana nasıl hükmedebilirim? Kendimi nasıl denetlerim?
Genelde duygularımı saklamazdım, aksine onların üzerine gitmeye çalışırdım. Bazen öfkemi, üzüntümü, neşemi ya da heyecanımı başkalarına yansıtmazdım ama içimde hep bir kavga vardı. Kayseri sokaklarında yürürken, bu kavganın daha da büyüdüğünü hissettim. Bir yanda, “Bunu yapma” diyen bir ses vardı; diğer yanda, “Yap, korkma, kendine güven” diyen bir başka ses… Hangi sesi dinleyeceğimi bilmemek, belki de hayatımın en zor seçimiydi.
Evet, tam da o an, denetimin sadece dışsal olmadığını fark ettim. İçsel denetim de vardı! Kendi duygularım, düşüncelerim, kararlarım. Bu denetim bana hep zor gelmişti, ama bir noktada kabul etmek zorunda kaldım: Benim için en büyük denetim, kendi içimdeydi.
Dışsal Denetimin Ağır Yükü
Evet, içsel denetimi kavramak kolay değildi, ama dışsal denetim bir başka meseleydi. Kayseri’de her sabah işe giderken, yıllarca tanıdığım, bildiğim insanlarla karşılaşıyor ve onlardan sürekli bir şeyler bekliyordum. Ailem, arkadaşlarım, öğretmenlerim, patronum… Hepsi bir şekilde benim üzerinde denetim uyguluyordu. Bazen onlar ne kadar iyi niyetli olursa olsun, bu denetimler beni zorlar ve bana baskı yapar gibi hissederdim.
Bir akşam arkadaşım Selin’le çayı yudumlarken, konuyu açtım. “Bazen bunlar çok boğuyor, Selin,” dedim. “Her şeyin kontrol altında olması gerekiyor gibi hissediyorum. Hedeflerim, yapmam gereken işler… Ama bir yandan da içimde bir isyan var. Herkesin ne düşündüğü, ne dediği, ne beklediği… Artık buna nasıl tepki vereceğimi bilmiyorum.”
Selin, gözlüğünün camlarını temizlerken derin bir nefes aldı. “Senin yaptığın şey, tam da denetimi sorgulamak zaten. İnsanlar, çevrelerindeki dünyayı kontrol etmeye çalışırlar ama o dünyada sürekli kontrol edemedikleri şeyler de vardır. Sen de bunu hissediyorsun.”
Bunu duyduğumda, içimde bir rahatlama oldu. Demek ki yalnız değildim. Belki de denetim, her şeyin kontrolü elinde tutmak değildi. Bazen denetim, kabul etmekti. İnsanların beklentileri, toplumun baskıları… Bunlarla nasıl baş edeceğimi öğrenmeliydim.
Çeşitli Denetimler: Farklı Perspektifler
Gerçekten de, denetim sadece bir tür değil. İçsel ve dışsal denetim birbiriyle karışıyor, bazen aralarındaki sınırlar bulanıklaşıyor. Ama yine de, hepsinin farklı biçimlerde işlediğini kabul etmeliyim.
1. İçsel Denetim
Bunu herkes deneyimler. Bazen rüyanda bile kararlar almak zorunda kalırsın. O kadar çok içsel çatışmaya sahipsindir ki, her seçimde kaybolursun. İçsel denetim, bir tür öz farkındalıktır. Kendini tanıdıkça, duygularını denetleyebilirsin. Ne hissettiğini bilmek, yapacağın seçimleri yönlendirebilir.
2. Dışsal Denetim
Toplumun kuralları, ailemizin beklentileri… Bütün bu faktörler dışsal denetimi oluşturur. İnsanlar bizim ne yaptığımızı izler, beklentiler ortaya çıkar. Ama dışsal denetimi aşmak, her zaman kolay değildir. Kayseri sokaklarında gezinirken, insanların bakışlarını hissederdim. Hiçbiri doğrudan müdahale etmezdi ama hep bir gözlem vardı. Onlar ne düşünüyor? Beni nasıl değerlendiriyorlar?
3. Sosyal Medya Denetimi
Bir de bu var. Herkesin her şeyi paylaştığı, yorum yaptığı, etkileşimde bulunduğu bir dünyada, sosyal medya denetimi can sıkıcı hale gelebiliyor. Bir yanda dostlarım, diğer yanda tanımadığım insanlar… Ne yapmalıyım? Hangi paylaşımlarımı beğenmeli, hangi fikirlerimi açıklamalıyım? Sosyal medyanın bir denetim aracı haline geldiğini kabul etmek zor.
4. Zihinsel Denetim
Zihinsel denetim, çoğu insanın gözünden kaçabilir. Zihinsel denetim, düşüncelerimizi nasıl yönlendirdiğimizle ilgilidir. Zihninizdeki her düşünceyi yönetmek mümkün değildir ama onlara nasıl tepki vereceğiniz, tamamen sizin elinizdedir. Hangi düşüncelere odaklanacağınız, hangi duyguları besleyeceğiniz tamamen sizin kararınız.
İçsel Denetimin Gücü
Sonunda, içsel denetimin aslında en önemli olduğunu fark ettim. Kayseri’de bir akşam, balkonumda otururken, yavaşça düşünüp anladım: Kendimle yüzleşmeyi kabul etmeliyim. Dışarıdaki dünyaya karşı duyduğum baskılar, sosyal çevremin beklentileri, bunlar ne kadar zorlayıcı olsa da, gerçek denetim içimdeydi. Hayatımı yönlendiren tek kişi ben olabilirim. İnsanların söyledikleri, düşündükleri, hatta yazdıkları önemli değil.
Bir karar aldım: Hayatımın denetimini tekrar kendi ellerime almak zorundayım. Bu, hayatımda bir dönüm noktasıydı. Şimdi, geleceğe bakarken, biraz daha umutlu, biraz daha özgür hissediyorum. Denetim dediğimiz şeyin sadece bir kavram değil, bir süreç olduğunu kabul ediyorum.
Denetim, sadece korkularımızı aşmak, duygularımızla barış yapmak, bazen de sadece susmak ve durmak olabilir. Bunu fark ettiğimde, biraz daha huzurlu oldum. Kayseri’nin soğuk akşamlarında, balkonumda oturup, içimdeki seslere kulak verirken, bu denetimle barıştım.
Ve o an fark ettim: Denetim, sadece dışarıda değil, içimizdedir.