İçeriğe geç

Alacakaranlık Efsanesi nerede çekildi ?

Alacakaranlık Efsanesi Nerede Çekildi? İşte O Gizemli Yerler, Benim Çılgın Tahminlerim ve Biraz da İroni

Herkese merhaba! Bugün, “Alacakaranlık Efsanesi nerede çekildi?” diye düşünürken aklımda bir sürü şey belirdi. Ama önce şunu söylemeliyim: Evet, her şey bir bakış açısına bağlı ama bir konuda ciddi olmam gerekirse, “Alacakaranlık Efsanesi”ni izlerken “Bu iş nereye gidiyor?” diyordum. Ve bir noktada, “Eee, peki bu film nerede çekildi?” sorusunu kendime sormaya başladım. Sonra bir anda fark ettim ki, bu yazıyı yazarken hem içsel bir gerilim yaşıyorum hem de komik şeyler düşünüyorum. Her şeyin bir esprisi var, değil mi? İşte bu yazı da tam böyle bir şey. Hadi gelin, Alacakaranlık Efsanesi’nin çekildiği yerleri ve biraz da benim espri anlayışımı keşfedin.

İzmir’de Çekilmiş Olsa Ne Olurdu? Ah, Hayaller

Şimdi, İzmir’de yaşıyorum ve bazen düşünüyorum: Eğer Alacakaranlık Efsanesi burada çekilmiş olsaydı, Bella’yı (ki ne kadar da “Bella” olmasam da) herhalde Alışveriş Caddesi’nde yürürken görürdük. O sırada Edward da, sahilde güneşin batışını izlerken Bella’yı fark ederdi. Tabii, Bella’nın “vampirlerle ilgili hiç fikrim yoktu ama onlarla takılmak çok havalı” tarzı bir havası olurdu. “Vampir misin?” sorusuna ise Edward, “Benim adım Edward, bir elma gibi bakışım var ama vampir falan değilim” diyerek cevap verirdi. Sanırım bütün film de böyle olurdu: İzmir’in sıcağında, vampirlerin güneş ışığını beklemek yerine dondurma yerken, insanlar arada bir birbirine bakar ama kimse konuşmaz. Evet, bu senaryo çok güzel bir iş olurdu.

Yani, Alacakaranlık Efsanesi İzmir’de çekilmiş olsa, biraz daha sosyal olurdu. Vampirler sahilde güneş batarken sohbet ederdi, ve kimse birini kovalamazdı çünkü herkesin sıcak havadan bunalmış ve sahilde uyumak isteyen bir ruh hali olurdu.

Gerçek Yerler: Alacakaranlık Efsanesi Nerede Çekildi?

Tabii, filmi normal bir şekilde incelemeye başlarsak, Alacakaranlık Efsanesi’nin çekildiği yerler de biraz daha ciddi. Tamam, belki İzmir’in o atmosferiyle aynı havayı veremezdi, ama Alacakaranlık Efsanesi’nin gerçek çekim yerleri de oldukça etkileyici. Bella ve Edward’ın aşkına ev sahipliği yapan yerlerden biri, Amerika’nın Washington eyaletindeki Forks kasabası. Burası, sürekli yağmur yağan, gri ve sisli havasıyla ünlü. Zaten bir vampir için en ideal yer de buralardır, değil mi? Aydınlık güneşin altında vampir olmak, hem Edward hem de diğer vampirler için oldukça tehlikeli olurdu. Forks’ta işler bir anda “günlük rutin”e dönmüşken, o kasabaya geldiğinizde bir şekilde o kasvetli hava, aşkın gerçekliğini hissediyorsunuz. O yüzden, belki de bu yüzden Alacakaranlık Efsanesi burada çekildi. Bu kadar kasvetli, o kadar “sıkıcı” bir havada, iki insanın (birinin aslında insan olmaması) aşkı daha derinden hissedilebilir.

Yalnız Vampirler İçin Bir Kasaba: Forks ve Mistik Atmosfer

Forks’tan bahsediyoruz ama bir diğer çekim yeri ise Vancouver, Kanada. Evet, filmin o sisli ormanları, Cullen ailesinin efsanevi evlerinin dış görüntüsü de buradadır. Her ne kadar biz Türkler olarak “Vancouver” deyince aklımıza genelde “Buranın kışları nasıl geçiyor?” sorusu gelse de, o bölge vampirlerin yaşaması için oldukça elverişli bir yer. Yani, vampirlerin hava sıcaklığını önemsemediğini düşünürsek, Vancouver, Edward ve ailesi için mükemmel bir seçim. Ormanın içinde sessizce yürüyen, kafasında “Bela, bu kadar insan ne kadar dayana bilir” diye düşünen bir Edward hayal ediyorum. Bu, ıssız, karanlık ve soğuk ormanlar, tam da vampirlerin kendini gizlemesi için uygun bir ortam.

“Vampir Misiniz?” Kendi Kendime Sorular Soruyorum

Vampirler demişken, hadi biraz espri yapalım. Bu yazıyı yazarken kendi kendime “Acaba bir vampir olsaydım, ne yapardım?” diye sordum. Cevabım tabii ki, “Öncelikle sabah uykusuzluktan şikayet ederdim.” Vampirlerin geceyi seven bir yapısı olsa da, bir insan gibi gündüz de yaşamak zor olabilir. Geceyi dışarıda geçirmek ve sabahları kahve içmek… Şimdi, vampirlik de bir iş, gerçekten zor. Üstelik, “Alacakaranlık Efsanesi nerede çekildi?” sorusu, bazen çok derin yerlere gidebiliyor. Ama sonunda insan şunu düşünüyor: Eğer bir vampir olsaydım, ben de kendi kasabamda böyle sorunlar yaşamazdım. Herkes birbirine iyi davranır, Edward ve Bella birbirine bakarken biraz daha eğlenceli şeyler olurdu, belki Edward biraz daha gülümserdi.

Sonuçta, Nerede Çekildiği Bizi Ne Kadar İlgilendiriyor?

Vampir olmak, tabii ki kolay bir şey değil. Ama Alacakaranlık Efsanesi nerede çekildi? Sorusu aslında biraz da şununla alakalı: Filmin çekildiği yer, insanın ne kadar “gizli” kalması gerektiği ile ilgili. Eğer o yer, her zaman karanlık, her zaman kasvetli ve sisli olursa, gizlenmek için mükemmel bir yer olurdu. Yani, ne kadar kasvetli bir yer, o kadar gizli bir yaşam… Ama belki de en güzeli, o alacakaranlıkta yaşamak. Bir vampir olmasak da, gün batımındaki o havayı bir an hissetmek. Ne diyelim, belki bir gün, “Vampirler ne kadar zor bir iş!” diyerek, bu kasvetli atmosferi izlemek için bir izleyici oluruz. O zaman, işte o zaman, Alacakaranlık Efsanesi nerede çekildiği hiç önemli olmaz!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
tulipbet