İçeriğe geç

Kasada açık vermek ne demek ?

Kasada açık vermek ne demek?

Merhaba! Faka sayfasına hoş geldiniz. Bugün gündemimizde “Kasada açık vermek ne demek” var.

Bunu ilk duyduğumda çok basit bir şey sanmıştım. Sanki bir hesap hatası, iki üç lira eksik ya da fazla… Hani günün sonunda “önemli değil ya kapanır” denilen türden bir şey gibi gelmişti bana.

Ama sonra anladım ki kasada açık vermek ne demek sorusunun cevabı sadece para ile ilgili değilmiş. Bazen insanın içini sıkan bir sessizlikmiş, bazen bütün günün omzuna çökmesiymiş, bazen de eve giderken başını yastığa koyduğunda “ben nerede hata yaptım?” diye kendi kendine konuşmasıymış.

Ben Kayseri’de yaşıyorum. 25 yaşındayım. Günlük tutmayı severim. Hatta bazen defteri açıp yazmaya başladığımda zamanın nasıl geçtiğini bile fark etmem. Ama o dönem kasada çalıştığım günleri yazarken elim daha ağır giderdi. Çünkü bazı şeyleri kelimelere dökmek kolay değildir. Hele ki içinde biraz utanç, biraz korku, biraz da hayal kırıklığı varsa.

O gün: sıradan başlayan bir sabah

Her şey sıradan bir sabahla başladı. Hava biraz soğuktu. Kayseri’nin o keskin sabahlarından biri… İnsan nefesini verirken bile acele eder gibi hisseder ya, işte öyle bir gündü.

Markete erken girdim. Kasayı açtım. Para sayma makinesi yoktu, her şey el hesabına kalmıştı. O gün içimde garip bir huzur vardı. Sanki her şey yolunda gidecekmiş gibi.

Kendi kendime mırıldanmıştım bile:

“Bugün rahat geçer.”

O cümleyi söylediğim an, sanki evren “öyle mi?” demiş gibi oldu.

İlk saatler gerçekten sakindi. İnsanlar geldi geçti. Küçük alışverişler, ekmek, süt, birkaç atıştırmalık… Her şey rutin.

Ama sonra yoğunluk başladı.

Kasada açık vermek ne demek, ilk kez o gün öğrendim

Öğleye doğru kasa önünde kalabalık arttı. Hızlanmam gerekiyordu. Ürünler üst üste geliyordu. Müşteriler sabırsızdı. Birinin kartı çalışmadı, diğeri bozuk para sayıyordu, bir diğeri fiş istiyordu.

Ben hepsini aynı anda yapmaya çalışıyordum.

O an içimde bir telaş başladı ama fark etmemiştim bile.

Bir müşteri 200 TL verdi. Üstünü verdim. Sonra bir başka müşteri geldi, yine nakit… Sonra kart… Sonra yine nakit…

Arada bir şeyler karıştı.

Ama o kadar hızlıydı ki, durup düşünmeye zaman yoktu.

Günün sonunda kasa kapanırken müdür geldi.

Elinde defter, yüzünde o klasik ifade: ne çok sert ne çok yumuşak… Sadece gerçek.

“Kasayı sayalım.”

O an içimde küçük bir sıkışma hissettim ama anlam veremedim.

Saymaya başladık.

Para tek tek çıktı. Bozukluklar, kağıt paralar, fişler…

Ve sonra o cümle geldi:

“Burada açık var.”

O an hissettiğim şey: sadece para değilmiş

Ne kadar açık olduğunu söylediğinde rakamı duydum ama aslında rakamdan çok yüzümdeki sıcaklığı hissettim.

Sanki o an marketin içindeki ışık biraz daha beyazlaştı. Sesler biraz daha uzaklaştı.

“Nasıl yani?” dedim.

Sesim normaldi ama içim değil.

Müdür sakin bir şekilde tekrar etti:

“Kasada açık vermişsin.”

O an anladım ki kasada açık vermek ne demek sadece eksik para demek değilmiş. O an insanın içine işleyen bir şeymiş. Sanki bir şeyi yanlış yapmışsın da henüz ne olduğunu bulamamışsın gibi.

İçimde ilk his: hayal kırıklığıydı.

Sonra hemen ardından korku geldi.

“Ya sürekli böyle olursa?”

Ve en kötüsü: kendime kızma.

İç sesimle tartıştığım ilk gün

O akşam eve dönerken yol uzadı. Normalde 15 dakika olan yol sanki 1 saat sürdü.

İç sesim susmuyordu.

“Dikkatsizsin.”

“Nasıl fark etmedin?”

“Bu iş sana göre mi?”

Ama bir yanım da karşılık veriyordu:

“İnsanım ben. Hata yapabilirim.”

Ama içimdeki o ağır his kolay kolay dağılmadı.

Eve girdiğimde çantamı bir kenara attım. Oturdum. Günlüğümü açtım ama yazamadım. Çünkü kelimeler o gün benden biraz uzak duruyordu.

Sadece tek bir cümle yazabildim:

“Bugün kasada açık verdim.”

Hepsi bu.

Ertesi gün: yüzleşme

Daha Fazlası İçin: İşrak ne demek TDK ?

Ertesi gün işe giderken içimde garip bir ağırlık vardı. Sanki herkes biliyormuş gibi hissediyordum. Kimse bir şey dememişti ama ben sanki bir şey yapmışım gibi yürüyordum.

Kasaya geçtim.

Ellerim biraz daha yavaştı. Daha dikkatliydim. Her para geçtiğinde iki kere sayıyordum.

Ama garip bir şey oldu.

O gün biri bana gülümsedi.

Sıradaki müşteri, orta yaşlı bir adamdı. Ürünü uzattı, sonra şöyle dedi:

“Dün çok yoğundun, belli. Kolay gelsin evladım.”

O an boğazım düğümlendi.

Çünkü biri ilk defa hatamı değil, yorgunluğumu görmüştü.

Ve ben o an şunu düşündüm:

“Belki de her şey sandığım kadar büyük bir felaket değildir.”

Kasada açık vermek ne demek: sayılardan fazlası

Günler geçtikçe şunu öğrendim. Kasada açık vermek ne demek sadece matematiksel bir hata değil. Aynı anda yüzlerce küçük kararı vermeye çalışırken insan olmanın doğal sonucu.

Hızlısın ama dikkatli olmalısın.

Yorulmuşsun ama gülümsemelisin.

Kalabalık var ama sakin kalmalısın.

Ve bazen bu denge bozuluyor.

İşte o zaman açık oluyor.

Ama asıl açık para değil. Asıl açık, insanın kendine karşı sabrının azalması oluyor bazen.

Kendime söylediğim şeyler

O günlerden sonra kendimle daha çok konuşmaya başladım.

“Daha dikkatli ol.”

“Tamam, hata yaptın ama bitmedi.”

“İnsanlar hata yapar.”

Bunları yüksek sesle değil, içimden söylüyordum.

Çünkü bazen insanın en çok ihtiyacı olan şey, kendini biraz daha az suçlamaktır.

Bir başka gün: küçük bir kapanış

Bir süre sonra yine yoğun bir gün yaşadım. Bu kez daha dikkatliydim. Ellerim daha kontrollüydü. Gözüm her ürünü takip ediyordu.

Günün sonunda kasa sayıldı.

Bu kez açık yoktu.

Müdür sadece baktı ve “tamam” dedi.

Basit bir kelime.

Ama benim içimde büyük bir rahatlama yarattı.

Sanki uzun süredir tuttuğum nefesi vermişim gibi.

O an anladım ki mesele sadece doğru yapmak değil. Yanlış yaptıktan sonra devam edebilmekmiş.

O gün öğrendiğim şey

Kasada açık vermek ne demek sorusunun cevabını artık başka türlü düşünüyorum.

Bu sadece eksik para değil.

İnsanın yoğunluk içinde kaybolması.

Bir anlık dikkatsizlik.

Bir günün yorgunluğu.

Ve en önemlisi, insanın kendine yüklenmesi.

Ama aynı zamanda şunu da öğrendim:

Hata yapmak bitmek değil.

Sadece bir durak.

Bugün geriye bakınca

Şimdi o günleri düşündüğümde içimde ne tamamen kötü bir his var ne de tamamen iyi bir his.

Sadece gerçeklik var.

Kasada açık verdiğim o gün, bana çok şey öğretti.

Daha dikkatli olmayı.

Daha yavaşlamayı.

Ve en önemlisi kendime biraz daha anlayışlı olmayı.

Çünkü hayat bazen kasadaki gibi. Her şey aynı anda gelir. Ve insan bazen küçük açıklar verir.

Ama günün sonunda önemli olan, kasayı kapatıp ertesi gün yeniden açabilmektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
tulipbet